DHA YURT BÜLTENİ - 13 .

E-Devlet - İstihdam

1 Views

        

KILIÇDAROĞLU: SON 16 YILDA HÜKÜMET DEVLET OLDU

CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasilerde hükümetlerin devleti yönetmek üzere göreve geldiğini hatırlatarak, "Son 16 yılda hükümet devlet oldu. Liyakat sistemi çöktü. Sandığa gittiğimizde iki şeyi oylayacağız. Ya demokrasiyi, ya tek adam yönetimi olan diktatörlüğü" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tokat'ta düzenlenen toplantı için özel uçakla kente geldi. Kentte bir otelde düzenlenen toplantıda kentteki sivil toplum kuruluşları ile bir araya gelen Kılıçdaroğlu, değerlendirmelerde bulundu. Basına açık bölümde konuşan Kılıçdaroğlu, 2 gün sonra sandığa gidip, hep birlikte kaderlerini belirleyeceklerini söyledi. Toplantıya katılanlar arasında esnaflar olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, Anayasa'nın 173'ücü maddesinde devletin esnaf ve sanayiciyi koruyucu ve destekleyici tedbirler alacağının yazılı olduğunu ifade ederek "Ben esnaflara sormak istedim. Son 16 yılda esnafı koruyan ne tedbir alındı. Destekleyen ne tedbir alındı. 'Düşük faizli kredi verdik'. Yetmiyor. 5.5 milyon esnaf vardı şimdi 1 milyon 250 bir var. Diğerleri dükkanı niçin kapattı. Ben bu sorunun cevabını almış değilim" dedi.
Esnafın emekli olmak için yaşını doldurmak ve 9 bin gün prim ödemek zorunda olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Yarın sabah gidip, alt limit üzerinden prim ödedim, emekli aylığı bağlayın dediğinde bağlanacak aylık 840 lira.1 Ekim 2008'den önce aynı şartlarla gitseydi bağlanacak aylık 1800 liraydı. Her ay esnafın emekli aylığından bin lira kesildi. Reform diye kesildi. Bunu bizim dışımızda dile getiren yok.1 milyon 644 bin emekli 1500 liranın altında emekli alıyor. En düşük emekli aylığını 1500 lira yaparsanız onlar rahat bir nefes alır. Bunu ilk dillendiren yine biziz. Şeker fabrikaları gitti, şeker fabrikalarının satılmasını doğru bulmuyoruz. Şeker vatandır. Bizim şeker fabrikaları dünyanın her tarafına sıfırdan şeker fabrikası yapabilecek kapasitedeydi. 24'ünden sonra düzen aynen devam ederse onları elden çıkardılar. Peki işçilerin durumu nedir. İşçi asgari ücretten primini yatırsa, alacağı emekli aylığı 718 lira 69 kuruş. 2008 ekiminden önce olsaydı 1822 lira olacaktı. Devasa sendikaların, konfederasyonların başkaları itiraz etti mi. 'Emeklilik yüzde 100 düşüyor. Biz bunu kabul etmiyoruz, dediklerini duydunuz mu? Duymadınız. İşçilerin haklarını kim savunacak. Emeklinin hakkını kim savunacak.Türkiye gündeminde taşeron işçisi mi vardı. İlk kez gündeme getiren hangi partiydi. Halen 500 bin işçiye kadro verilmedi. Bunu vermek zorundayız. Onların da hakları olmalı. Onlar de sendikalı olmalı. Haklarını talep edebilmeli. Hiç birisi yok. Sandığa giderken oturup düşünmek zorunda, işçisi, memuru, emeklisi, esnafı düşünmek zorunda. Çiftçinin durum hiç parlak değil. Buğday, yulaf, soğan da dışarıdan, patates dışarıdan ithal ediliyor. 16 yıl önce bu ülke kendi kendine yeten bir ülkeydi. Her şeyimiz vardı.
Türkiye'nin tarımı üzerinde egemen güçlerin büyük oyunu var. Bize tavsiyede bulunuyorlar. Türkiye tarımdan çekilsin. 81 milyonu kim besleyecek kavgasıdır. 'Siz ekmeyin' diyorlar. Bunu bütün çiftçilerin görmesi lazım. Üretici, çiftçi birliklerinin görmesi lazım. Niye diyorlar? Şeker fabrikalarını satıyorlar. Yerli tütün yok. Artık yabancı sigaralar içiyoruz. Bu hale kim getirdi Türkiye'yi. Başka bir parti mi getirdi? Canlı hayvan mı, et mi yok? Ekilecek toprak mı yok? Konya'dan küçük Hollanda'nın tarımsal üretimi 180 milyar dolar. Türkiye'nin 17 milyar dolar. Bu işte bir sakatlık var, hastalık var.Sivil toplum kuruluşlarıyla, odalarla toplantı yapmanın nedeni budur. Ben bunu bire bir anlatmak zorundayım. Bu benim namus borcumdur" dedi.

'YA DEMOKRASİ, YA TEK ADAM REJİMİ'
Seçime giderken herkesin elini vicdanına koyarak düşünmesi geriktiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Siyasiler, kendi aralarında tartışsınlar. Bu seçim normal bir seçim, siyasi parti seçimi değildir. İki ihtimal var. Ya demokrasiden yana oy kullanacağız, ya tek adam rejiminden yana oy kullanacağız. Bu kadar basit. Sıradan vatandaş, telefonla konuşamıyor. 'Dinleniyorum' diye. Bu mudur demokrasi. Hak arayamıyor. Bu mudur demokrasi. Rahmetli Demirel'in, Özal'ın dönemini hatırlıyorum. İnsanlar gazetelerde yazılar yazar, karikatür yapılırdı. Siyasiler kendileriyle alay eden karikatürleri, duvarlarına astırırdı. Bu ülkede demokrasi var diye. Bugün buyurun bakalım kimi eleştirebileceksiniz. Nasıl oldu da bu hale geldi. Bizim silkinmemiz ve uyanmamız gerekiyor. Toplum bu narkozdan çıkmak zorunda. Kendi kaderimizi kendimiz belirlemek zorundayız. Dünyanın hiçbir yerinde 1 kişiye ülke teslim edilemez. Benim gibi düşünmeyen insan düşüncesini ifade edemiyorsa orada demokrasi mi olur? Biz yeni bir anlayışıyla Türkiye'ye yön vermek zorundayız. Değişim ve dönüşüme ihtiyaç var."

'EĞİTİM KÖRELİRSE ÜLKE KÖRELİR'
Eğitim sisteminin tamamen bitmiş vaziyette olduğunu belirterek sözlerine devam eden Kılıçdarolu şunları söyledi:
"Bir ülkeyi geri bırakmak için işgal etmenize gerek yok. Eğitimi bozarsanız o ülke zaten geri kalır. En tipik örneği Osmanlıdır. Cumhuriyet kurulduğunda okuma yazma oranı neydi. Yüzde 8 erkeklerde, kadınlarda binde 8. Çoğu da Müslümanlar dışındaki azınlıkların çocuklarıydı. Eğitim sistemi kadar bir toplumu ileriye taşıyacak bir mekanizma yoktur. Çocuk, sorgulamak zorundadır. Soru sorma kapasitesini artırmak zorundayız. Eğitim körelirse ülke körelir, memleket körelir. 16 yılda 17 sefer eğitim politikası değişti. Eğitim politikası belirlemek bir siyasi parti işi değildir. Bir parti tek başına belirleyemez. Bunun üniversitesi, hocaları, sendikaları, gönüllü kuruluşları var. Bütün bunlar toplanıp eğitim politikası belirlenir. Milli lafını onun için koymuşuz. Eğitim politikası için kanun teklifi veriliyor, teklifi veren milletvekillerinin hiç birisi eğitimci değil. Anne çocuğunu hangi okula gönderecek belli değil. En son sınav yapılıyor, sonuçları seçimden sonra açıklanacak diyor. Niye seçimden sonra. Çünkü felaket bir tabla var ve bu tabloyu toplum görsün istemiyorlar.
Bir kuşak yok olacak. Bir kuşağın yok olması Türkiye'nin geriye gitmesi demektir. Üniversite mi kaldı. Kaç hocanın görevine son verildiğini benden daha iyi biliyorsunuz. Ya alınırken, ya atılırken bir hata yapıldı. Nasıl oluyor bütün bunlar."

'KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜN ÜRETMELİYİZ'
Türkiye'nin kendisine yeni bir yol haritası çizmesi gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu şöyle dedi:
"Ülkenin üreten ekonomiye geçmesi lazım. Beton ekonomisinden çıkması lazım. Üretmediği sürece bu iş yürümez. Başkalarının ürettiğini tüketen toplumun geleceği yoktur. Katma değeri yüksek ürün üretmek zorundayız. Yoksa Türkiye dünya liginde yer alamaz.
Katma değer üretmenin tek yolu üniversite bilgi üretecek ki sanayici onu mala dönüştürsün. Üniversite bilgi üretmiyor. Öyle üniversiteler var ki, bir rektör var aynı zamanda dekan, bütün fakültelerde görevli. Bir dekanın, rektörün olduğu yerde üversite mi olur? Üniversite binası yapmak, üstüne adını yazmak orayı ünversite yapmaz. Bilgi üretiliyorsa orası üniversite olur. Üniversitelerde her türlü bilgi özgürce tartışılır. ABD liberaldir ama marksist hocalar ders verir. Niçin, çünkü bilgi üretilecek. Benim yanlış bildiğimin doğrusunu belki onlar söyleyecektir. Biz bilgi üretmekten korkan üniversiteler kurarak gelişemeyiz."

'FAİZİ ŞİMDİ DÜŞÜR'
Ülkede 17 milyon insanın fakir olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
"Bu memleketin hepimizin. Bayrak hepimizin. Bayrak, memleket, çocuklar için birlikte, ortak mücadele etmek zorundayız. Demokratik yollarla bunu yapmalıyız. Sosyal devlet tamamen çöktü. 17 milyon fakirimiz var. Nasıl oluyor da 16 yılda 1 milyon yoksul bir türlü azalmıyor. Niye. Bitirmek mümkün. 1 yıl içinde. Getirirsiniz, aile sigortasını bu rezalete son verirsiniz. Asgari ücret net, Allah'ın izni, sizlerin teveccühüyle Muharrem İnce Cumhurbaşkanı, parlamentoda ittifak olunca 1 Ocak 2019'dan itibaren asgari ücret net 2200 lira olacak. Kim kazanacak? Esnaf kazanacak, 2200 lira ile araba alınmaz, daire alınmaz, marketten alışveriş yapılır, orta sınıf zenginleşmiş, hayat standardı yükselmiş olur. Efendim 'Parayı nereden bulacaksınız'. Para var. Hangi gerekçeyle para yok. Son 16 yılda dışarıya ödenen faiz, hani 'biz faize karşıyız' diyorlar ya. Yurt dışında faiz lobisi, dış güçler var diyorlar. Niye gittin sen Londra'ya. Gittin geldin. Hazineden sorumlu bakan gitti. Merkez Bankası Başkanı, bürokratlar gitti. Niye? Bize borç verin diye. Borç para olmazsa ekonomiyi döndüremeyiz diyorlar. 'Ekonomide alacağımız önlemleri 24 Haziran sonrası açıklayacağız, faizler düşecek' diyorlar. Şimdi düşür, millet oy vesin. Elini kolunu bağlayan yok. KHK elinde. Şimdi yap. Bu düzen devam ederse, en ağır faturasını bu millet ödeyecek. Üreten kesim çekecek. 16 yıldır ödenen dış faiz 151 milyon 34 milyon dolar. Londra'da bir avuç tefeciye ödenen faiz. İçeriye de ödedikleri 687 milyar, 187 milyon TL. Faizciye, tefeciye gelince para var, esnafa, emekliye, asgari ücrete gelince para yok. Son 79 yılda, 1923-2002 arası Atatürk, İnönü, Menderes, Demirel, Ecevit, Çiller, bütün hükümetlerin 79 yılda harcaması 713 miyar dolar. Son 14 yılda yeni 2003-2017 arası 2 Trilyon 94 milyar dolar. Nereye gitti bu paralar. Köprü yaptık diyecekler. O köprüyü yap-işlet ile yaptılar. Kamyon, TIR şoförleri geçip parasını ödüyor. Vergi zor alıma dayanıyor. Ama demokrasilerde bu verginin millete hesabı verilir. Demokraside vatandaş ödediği verginin hesabını sorar. Bunun adı demokrasidir. Ne zamanki hükümet vergi toplar ve hesabını vermezse onun adı diktatörlüktür. Bizi demokrasi ile diktatörlük arasında ayıran çizgi budur."

'SON 16 YILDA HÜKÜMET DEVLET OLDU'
Türkiye'de devlet yönetiminde ciddi sorunlar yaşanmaya başladığına dikkat çeken Kılıçdaroğlu şunları dile getirdi:
"Dikta yönetimlerinin özelliği nedir. Demokrasilerde hükümetler devleti yönetmek üzere gelir. Devlet olmak için değil. Devlet ayrı hükümet ayrıdır. Devlette liyakat sistemi vardır, hükümette liyakat yoktur. Çünkü devlet adalet ve liyakat üzere inşaa edilir. Devlette sınava girip, belli süre çalışıp, bu makamlarda görev yapacaksınız. Siyasette liyakat yoktur. Milletvekili, bakan, başbakan, belediye başkanı olmak için, iki şeye ihtiyaç var, bir ilkokul diploması bir de iyi hal kağıdı. Hükümetler devlet olmazlar, yetkiyi milletten alırlar.
Son 16 yılda hükümet devlet oldu. Savcıyı, hakimi ben tayin ederim diyor. Devlette adalet yoktur. Yargıtay üyesi tweet atıyor. Falan kişi destekleyin diye. O yargıtay üyesi, vicdanına göre karar verebilir mi. Vicdanı ipotekli. Bir Danıştay üyesi, üstelik kadın. Bir Cumhurbaşkanı adayını eleştiriyor. Sen hakim değilsin ki. Onurun varsa istifa edersin, gider siyaset yaparsın. Ama hakimsen tarafsız, herkese eşit mesafede olması lazım. Bunlar yok. Devleti yeniden inşa etmemiz lazım. Hukuk ve adalet üzerine.
Biz millet ittifakını kurduk. Dediler ki 'Bunlar hayatta yan yana gelemez'. Demokrasi, güçler ayrılığı, medya özgürlüğü konusunda anlaşıyoruz. Elbette herkesin ayrı görüşleri var. Darbe hukukundaki yüzde 10 seçim barajını sıfırladık. Herkes kendi partisine oy vermiş olacak.Yüzde 1, yüzde 5 ile milletvekili çıkarabilecek. Eskiden barajı aşamazsan çıkaramıyordun. Darbecilerin düzenlemesine karşı çıkan biziz."
Kılıçdaroğlu konuşmasını, Mevlana'nın 'Kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin. Zira bülbül güle, karga çöplüğe götürür' der sözleriyle tamamlayarak, "Bizim bülbüle ve güle ihtiyacmız var. Beraber yaşamaya, dostluğa, huzur içinde yaşamaya ihtiyacımız var. Benim gibi düşünmeyenle sofrada oturmaya, çay, kahve içmeye ihtiyacımız var. Kavgadan herkes zararlı çıkar. Gergin bir toplu olmaktan kurtulmaya ihtiyacımız var. Ele ele yürümeye ihtiyacımız var. Bunu yapabilirsek Türkiye aydınlığa çıkarabliriz. 25 Haziran'da güzel günler bizleri bekliyor." diye konuştu.
Toplantının ikinci bölümü ise basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

Görüntü Dökümü:
-Toplantı görüntüleri
-Kılıçdaroğlu'nun konuşması

Haber: Eraydın AYTEKİN-Fatih YILMAZ/TOKAT, (DHA)

=======================================

BAKAN ELVAN: HEP BİRLİKTE TÜRKİYE OLACAĞIZ

MERSİN'in Silifke ilçesinde esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, "Bir olacağız, beraber olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız" dedi.

Bakan Elvan, seçim çalışmaları kapsamında Silifke ilçesinde gitti. Bura da esnaf ziyareti eden Elvan, sorun dinleyin sohbet etti. Renkli görüntülerin yaşandığı ziyaret sırasında 24 Haziran seçimleri için de destek isteyerek, her şeyin daha güzel olacağını söyledi. Elvan, buradaki ziyaretinin ardından ilçedeki kooperatif yöneticileri ile bir araya geldi.

'GELİN TÜRKİYE İÇİN OY VERİN'

Kamyoncular Kooperatifi önünde partili vatandaşlara seslenen "24 Haziran seçimleri önemli bir seçim. Sadece siyasi bir mesele olarak görmeyin. İstiklalimiz, istikrarımız için çok önemli. Bize şu anda Atlantik ötesinden, Avrupa'dan Cumhurbaşkanımıza ve Türkiye'mize saldıranlar var. Ana muhalefet olmak üzere karşı ittifaka, yeni Cumhurbaşkanı adaylarına yine onların gazetelerinde Amerika'da, değişik ülkelerde methiyeler düzenler var. PYD'yi, YPG terör örgütünü kim destekledi? Amaç apaçık ortada. O zaman biz kendimize sahip ülkemize, milletimize sahip çıkacağız. Burada değişik siyasi partilere oy veren kardeşlerim olabilir. Geçmiş zamanlarda bizimle olmayan kardeşlerimiz olabilir. Onlara da buradan şunu söylüyorum, gelin Türkiye için oy verin. HDP ile kol kola girenlere oy vermeyin" konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------------------------
-Bakan Elvan beraberindekiler yürürken
-Bakan Elvan'ın esnaf ziyareti
-Bakan Elvan esnafla konuşurken
-Genel ve detay
-Kamyoncular kooperatifi önünde vatandaşa seslenmesi

(BOYUTU: 113 MB), (SÜRE: 3DK)

Haber-Kamera: Erol OKUR/SİLİFKE(Mersin), (DHA)

==========================================

EVE YILDIRIM İSABET ETTİ

HATAY’ın İskenderun ilçesinde bir eve yıldırım isabet etti. Olaydan yara almadan kurtulan ev sakinleri korku dolu anlar yaşadı.

Pınarbaşı Mahallesi 181 Sokak üzerinde tek katlı Ünal ailesinin yaşadığı eve dün gece yarısı yıldırım isabet etti. Evin beton damının saçakları zarar görürken, kimse zarar görmedi. Fatma Ünal, yıldırım düşmesi ile büyük bir sarsıntı yaşadıklarını söyledi. Eve düşen yıldırımın beton damının saçağını patlattığını söyleyen Ahmet Ünal, "Eşim ile kızım evdelerdi. Bana eşim yaşadıklarını anlatınca hemen muhtarı aradım ona bilgi verdik. Gördüğünüz gibi ucuz atlattık. Neyse ki can kaybı yok" dedi.

Görüntü Dökümü
--------------------------
-Yıldırımın düştüğü evden görüntü
-Ev sahiplerinden görüntüsü
-Parçalanan betonların toplanması
-Ev sahipleri ile röp

SÜRE: 2,10 SN BOYUT 98,4 MB

Haber-Kamera: Ufuk AKTUĞ/İSKENDERUN(Hatay),(DHA)

=====================================

MERSİN BAROSU'NDAN ‘HER OKULA BİR AVUKAT' PROJESİ

MERSİN’deki seçim sandıklarının güvenliği, ‘Her Okula Bir Avukat’ projesiyle sağlanacak. Mersin Barosu’na kayıtlı avukatlar, oy verme ve sayım işlemleri ile sandıkların adliyeye taşınması sürecini yakından takip edecek.

Proje kapsamanda düzenlenen bilgilendirme toplantısı, baronun Gökdelen İş Merkezi’ndeki hizmet biriminde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, 24 Haziran’da Türk Halkı’nın siyasi kararını vereceğini belirterek, “Biz hukukçular, ‘Bu süreç içerisinde ne yapabiliriz?’ diye düşündük. Vatandaşın özgür ve bağımsız bir şekilde sandığa gidebilmesi, sandıkta gerçek iradesini yansıtmasını ve iradenin demokrasi çerçevesinde sonuçlara uymasını sağlayacak sürecin zarar görmeden işlemesini sağlamak amacıyla bir eğitim çalışması, faaliyet süreci başlattıkö dedi.

24 Haziran sürecinde her meslek grubuna önemli görevler düştüğünü ifade eden Yeşilboğaz, “Biz hukukçulara düşen görevin önemini de hepimiz biliyoruz. Önemli olan gerçek iradenin, adaletin ve hukukun tecelli etmesidir. Bizim tek isteğimiz budur. Bütün meslektaşlarımızı ve bileşenlerimizi davet ettik. Burada siyasi parti veya siyasi düşünce gözetmedik. Bu ülke hepimizin, bu ülkenin geleceğinden hepimiz sorumluyuz. Yarın çocuklarımıza bağımsız, demokratik ve özgürlüğe açılan bir ülke bırakmayı düşündüğümüz için bu süreçte etkin bir şekilde rol aldıkö diye konuştu.

Bilgin’in konuşmasının ardından toplantıya katılan avukatlar seçim süreciyle ilgili bilgilendirildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------------------------
-Salondaki avukatların genel görüntüleri
-Detay görüntüler
-Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz'ın konuşması

BOYUT: 190 MB SÜRE: 01.43 DK
Haber-Kamera: Adnan AÇIKGÖZ/MERSİN, (DHA)

===================================

Başbakan Yıldırım, imar barışı için belediyeye başvuranların işlemini yaptı (2)
'AKIL YOLLARINI YAPTIK, İNTERNETİ HIZLANDIRDIK'

Başbakan Binali Yıldırım, İTOB Organize Sanayi Bölgesi'nde düzenlenen törende veri merkezinin açılışında yaptığı konuşmada bilginin en büyük güç olduğuna dikkat çekerek, bilgiye sahip olan ve kullananın bir adım öne geçtiğini belirtti. Bunu başaramayanların geri kaldığını ifade eden Yıldırım, 5G vizyonunu kısa süre önce ortaya koyduklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

"Buralar sadece verilerin depolandığı yer olarak görülmemeli. Veri merkezleri aynı zamanda bir ülkenin milli güvenlik meselesidir. Ürettiğimiz verileri ülkemizde depolayamazsak bu sefer ülkemizin siber güvenliği bakımından ciddi bir tehditle karşı karşıya kalırız. Verilerin stratejik olduğu kadar ticari olarak da önemi var. Türkiye iletişimde son 15 yıl içerisinde büyük mesafe kaydetti. Ancak geldiğimiz bu noktayı yeterli görmüyoruz. Daha yolun başındayız. İletişim bilgi teknolojileri de aynen çıplak ayakla denize girmek gibidir. Şu anda su ayak bileklerimize kadar geldi. Gireceğiz ayaklarımız yerden kesilecek sonra siber alemde yüzmeye başlayacağız. Böylesine uçsuz bucaksız geniş bir alandan bahsediyoruz. İletişim bir sektör olmaktan çoktan çıktı. Bir yaşam tarzına dönüştü. Bunun için de yol lazımdı, yolları yaptık. Kara yollarını yaptık. Araç trafiğini rahatlattık. Akıl yollarını yaptık, interneti hızlandırdık. Bunların hepsi memleketin gelişmesi, kalkınması için yarışta diğer ülkelerden geri kalmamamız için yapmamız gereken şeyler. Yapılan her yatırım diğer klasik yatırımlara göre 5- 10 kat daha fazla katma değer üretiyor. Bu alanlara yatırım yapmak geleceğin Türkiye'sine yatırım yapmak anlamına gelecek. Yatırım nasıl olacak? Yatırımların kesintisiz devam etmesi için daha çok istihdama dönüşmesi için ihtiyacımız olan nedir? İstikrar ve güven. İstikrar olmayan güven olmayan ülkelerde yatırım filan olmaz. Etrafımızdaki Suriye, Irak, Yemen ve başka ülkelerde büyük bir perişanlık var. İnsanların düzenleri bozulmuş göçmen olma yolunda hayatları sönmüş ama Türkiye bölgede sadece kendi gelişmesini sürdürmekle kalmıyor aynı zamanda mazlum milletlerin evlatlarına da kucak açıyor. İşte bu gerçeği iyi görmemiz lazım."

'SİZE Mİ KALDI KÜRTLER'E DEVLET KURMAK?'
Başbakan Binali Yıldırım, emperyal güçlerin bölgede yeni planlar yaptıklarını öne sürerek, bu planların önünde Türkiye'yi en büyük engel olarak gördüklerini belirtti ve şunları söyledi:
"O yüzden darbe planları yaptılar, kumpaslar kurdular, 17 - 25 Aralık ve Gezi olaylarını planladılar. Bunların arkasında Türkiye'nin etkin bağımsız politika izlemesinden rahatsız olan çevreler var. Bazı cumhurbaşkanı adayları çıkıp sürekli 'önemli değil bizim kazanıp kazanmamız Tayyip Erdoğan'ı indirelim yeter' diyor. Bazı dost bildiğimiz ülkelerde aynı şeyi söylüyor. Onlar da 'nasıl olsa Tayyip Erdoğan'ı indirelim biz işimizi yaparız' diye düşünüyorlar. Nedir planları? Güneyde bir terör devleti kurdurmak ve bununla Türkiye'yi terbiye etmek. Bunu da Kürt kardeşlerimizin kanı, canı üzerinden yapmaya çalışıyorlar. O planın içinde olanlar bunu söylüyor. Kürtlerin devlete ihtiyacı yok. Anadolu topraklarında devletleri var, bayrakları var. Bayrağımız kırmızı rengini hem Kürtler'in hem Türkler'in şehit kanlarından aldı. Size mi kaldı Kürtler'e devlet kurmak? Gün, birlik beraberlik günüdür. Ele güne karşı dimdik birlikte kardeşlik içerisinde Türkiye günüdür."

'İZMİR KORDON'DAN, KARŞIYAKA'DAN İBARET DEĞİL. TEKELİ, DEVELİ, PANCAR DA İZMİR'
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'yi de eleştiren Başbakan Binali Yıldırım, Cumhuriyeti kuran Atatürk'ün partisi CHP'nin adayının en önce Anıtkabir'e gitmesi gerektiğini ileri sürerek, "Şimdiki cumhurbaşkanı adayı bölücülerin en büyük destekçisi Selahattin Demirtaş'ın yanına gitti. Bu bile karşı karşıya olduğumuz durumu gösteriyor. Bölücülerle iş birliği yapmak CHP'ye yakışmaz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hazırladığı ve kentin dört bir yanındaki bilboardlara koyduğu üzerinde "Her yer İzmir gibi olsun" sloganının yer aldığı afişleri eleştiren Başbakan Binali Yıldırım, şöyle konuştu:
"İki gün kaldı seçimlere her seferinde olduğu gibi bilboardlara Atatürk'ün posterini koymuşlar. 'Her yer İzmir gibi olsun' yazmışlar. İzmir'i gördük İzmir Kordon'dan, Karşıyaka'dan ibaret değil. Tekeli, Develi, Pancar da İzmir. Şuraya gelirken ne kadar büyük zorluk çektik. Hemen arkadaşlara talimat verdim, yepyeni bir yol yapacağız. Herkes rahat rahat gelsin, gitsin. Bu memlekete hizmet etmek lafla olmaz, laf olsun torba dolsun diye konuşmakla olmaz. Her metre karesinde izimiz, eserimiz olacak" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
- Ziyaretlerden görüntü.
- Açılıştan görüntü.
- Konuşmalardan görüntü
- Kurdele kesiminden görüntü

Haber: Taylan YILDIRIM, Kamera; mücahit BEKTAŞ / İZMİR (DHA)

======================================

'TÜRK KADINININ ZAFERİ' BİSİKLET TURU, ARDAHAN'A ULAŞTI

MUĞLA Mor Pedal Kadın Bisiklet Derneği'nin bisiklet kullanımına dikkat çekmek amacıyla "El ele, elden ele 81 ile" sloganı ile başlattığı ‘Türk kadınının zaferi’ bisiklet turu projesi kapsamında bisikletçiler, Ardahan’a ulaştı.
Muğla'dan 19 Mayıs'ta başlayan ve 30 Ağustos'a kadar her ilin kadın bisikletçilerinin komşu ile kadar pedal çevirip bayrağı oradaki temsilciye devrettiği turda, Artvin-Ardahan arasında bayrak teslimi yapıldı. Ardahan-Artvin il sınırında Gülcan Turan’a bayrağı teslim eden Tuğçe Güner Yılmaz, şimdiye kadar yaklaşık 600 kilometre yolu bisikletle geldiklerini belirterek, "Şunu gördük ki gittiğimiz her ilde bir kapımız var. Herkes kapısını bize açıyor. Amacımız trafikte özellikle kadın bisikletçilere dikkat çekmek. Bizi artık trafikte fark etsinler. Son zamanlarda 12 bisikletçi arkadaşımız öldü. Bu bizi gerçekten çok üzdü. 19 Mayıs'ta başladık, dönüşte de Muğla'da 30 Ağustos Zafer bayramını kutlayacağız" diye konuştu.
Ardahan'da gördükleri sıcak ilgi karşısında duygulandıklarını ifade eden Gülcan Turan ise "Amacımız, gelecek nesillere Atatürk'ü ve milli bayramları unutturmamak. Bugün Ardahan'da çok sıcak bir ilgi gördük. Bizi gerçekten çok sıcak karşıladılar. Özellikle bu karşılamada emeği olan Ardahan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Bilent Akar bey ile Ardahan Dağcılık İl Temsilcisi Nesrin Arslangörür'e çok teşekkür ederiz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Ardahan il sınırında karşılanan bisikletçilerden görüntü
-Bisikletçilerden genel görüntü
-Tuğçe Güner Yılmaz’ın konuşması
-Gülcan Turan’ın konuşması
-Bisikletçilerin Bisikletle Ardahan’dan ayırılışları

Haber-Kamera